Denizci Dede

“Ne zaman bir kitap okusan,

bir ağaç gülümser ölümden sonra yaşam olduğunu bilen.”

S.Karaismailoğlu

 

Yazılarımdan takip edenler çok iyi bilir, uyku rutinimizin en önemli parçalarından biridir uyku öncesi kitap okumak. Deniz’in bayıldığı bir aşama.. Her akşam o okunacak kitabını seçer, bizim odaya gideriz, ortamıza yatar ve babası Deniz’in seçtiği kitabı okur.

Deniz yeni doğmuştu, etrafında onu seven herkes vardı, annesi, babası, ananesi, babannesi, dedesi, herkes – bir kişi hariç! O bir kişi benim hayatımın en önemli iki kişisinden biriydi. Benim için çok özeldi ve  ne evliliğimi görebildi, ne de şimdi torununu. O bizsiz kaldı evet ama ölüm olduğu zaman hep kendimize üzülürüz. Biz onsuz kaldık. Sarılmamız gereken çok konumuz vardı, Deniz’in oynaması, öğrenmesi gereken çok konusu vardı ama o yoktu. O zamanlar dedim ki, Deniz’e dedesini tanıtacak bir kitap yapayım.

Ve fakat gel zaman git zaman, işler öyle yoğundu ki.. Hele ilk zamanlar sürekli şehir dışları. Sonrasında bitti mi bitmedi kurtarılacak koskoca bir şirket vardı! Zamanı mıydı şimdi Deniz’e kitap yapmanın canım?! Yine de boş durmamıştım, nasıl yaparım düşünüp tasarlamıştım, nerede basarım çalıştığım baskı firmasının sahibiyle konuşmuştum. Adam hissetmiş gibi “sen bir yaz da hele, baskı işi bende çok keyifli bir tasarım da yaparım ona” demişti. Sağolsun kulakları çınlasın. Tabi ben yapamadım. Ama çok yoğundum yani. Kendimi iş için paralamalıydım, Deniz için değil.

Aaaah ahh..

Neyse sonunda çok şükür dün, 15 Ekim 2018, bu projemi homemade&handmade hayata geçirdim. 🙂 Önce bir dedesini tanımasını istedim. Dedesi kimdir, neler yapar, neleri sever, hayalleri nedir.. Sonrasında Deniz’in tepkisine göre devam ettiririm diye düşündüm.

Ve gece hemen okuduk. Çok beğendi. Macera devam etsin istedi.. İyice okusun, ezberlesin, sonra belki Denizci Dede’den ona sihirli bir mektup bile gelebilir 😉

Ah! Buarada unutmadan! Bana ara ara bu proje evrenden, Allah’tan sürekli hatırlatılıyordu. İşaretler sağlamdı, e hadi artık diyordu. En son 3-5 ay önce bir kitap gördüm kitapçıda! Redhouse Kidz yayınlarının DEDEMİN ADASI!.. Çok dikkatimi çekti ve hemen arkasını okudum. O gün bugündür ne zaman Barış olmasa ve benim kitap okumam gerekse mutlaka arka kapağını da okurum:

Hiç bir zaman değişmeyecek bir gerçek vardır: Sid, dedesini çok sever, dedesinin de onu çok sevdiği gibi.

Dünyaca ünlü yazar-çizerden, sevdiklerimizin ne kadar uzağa da gitseler hep yakınlarımızda olduğunu gösteren, ödüllü eser.

 

Anne ben süper miyim?

Öncelikle şöyle başlayayım. Oldum olası şu çizgi filmlerden süper kahramalardan falan korkmuşumdur. 5,5 yıllık kısa hayatımız boyunca hiç yoksa 20 kere (ay belki de 50) bizim kuş olmadığımızı, uçamadığımızı, bazı şeylerin sadece çizgi filmlerde olduğunu, süper güçlerimizin olmadığını, bunun gerçek olmadığını, gerçek ile hayal ürünü arasındaki farkları tüm gücümle, ısrarla anlattım. Böyle gittik geldik, ne çizgi filmler izledik. Bilmiyorum Incredibles 2 ve 1’i defalarca izlemesinden mi yoksa yavrunun o esnada takdir edilmeye mi ihtiyacı vardı bilmiyorum bir gece ansızın, uykuya dalmaya 30sn kala “Anne ben süper miyim?” diye sordu.

Bir 15-20 saniye kadar düşünme hakkımı kullandım. Çünkü bir yandan süpersin deyip egosunu şişirmek istemedim. Etraf kendi varlığının, etraftaki diğer varlıklardan çok daha değerli olduğunu zanneden, bencil, egosu şişkin, narsist insanlarla dolu. Öyle biri olmasını istemiyorum. Ama öyle biri olmayacak diye kendini diğer insanlardan daha değersiz zanneden, en acı anlarında bile kendi acısını bırakıp başkalarını teselli eden, kendini önceliklendiremeyen özsaygısı düşük biri olmasını da istemiyorum. Kısaca bir kaldım öylece, sonra kendimce dedim ki “yeterince süpersin güzel kızım, herkes kadar, yeterince iyi ve yeterince değerlisin!”

Bunu diyebildim 15 saniyede. Belki ayağıma gelen topla daha iyi bir şut çekebilirdim ama bu kadar oldu. Ama herhalde “yeterince” güzel oldu ki saniyesinde mutlu bir gülümsemeyle uykuya geçti aniden..

Yeniden Merhaba! :)

Çalışma hayatı, annelik ve çocuktan al feedback’i üzerine.. Çooook uzun zamandır siteme yazamıyordum. Fakat madem ki şu an çalışmıyorum, o halde yine deneyimlerimi paylaşma zamanı geldi diye düşündüm. Bu sefer de hangi konuyla sahnelere dönsem diye düşündüm düşündüm ve sonunda bu kadar fazla düşünmemeye karar verdim. 🙂 Çalışma hayatıma zorunlu olarak kısa bir süre ara […]

[Continue reading...]

Deniz’in tuvalet eğitimi

çok beklediğimizi söyleyebilirim. Deniz artık hem kakasını hem çişini söylemeye başlamıştı. 3 yaşına kadar bekledim açıkçası. Biraz havalar ısınsın diye biraz da bez kolay geldiğinden, itiraf ediyorum. Malum çişim geldi dediğinde başlarda tutabilme süresi o kadar kısa ki haldır huldur wc aramak ve kızımı oturtacak temizliği hijyeni sağlamak çok zor o kadar hızlı bir şekilde. […]

[Continue reading...]

Kızımla işe yarar oyunlar oynamak ister misiniz?

Deniz’in hayatı keşif.. Bu yaştaki her çocukta olduğu gibi.. Şu an hayatı keşfediyor, hayatı öğreniyor. Ağzınızdan çıkan herşeyi öğreniyor, sustuğunuz herşeyi öğreniyorlar, yaptığınız her davranışı, sesinizin tonuna, bakışınıza kadar kopyalıyorlar… Öyle kopyalıyor ki bazen ona “papağan!” diyoruz, bize hemen “papağan” diye cevap veriyor. Papağan’ı bile tekrar ediyor yani 🙂

[Continue reading...]

Hayatı kaçırıyor muyum?

Son zamanlarda bir çok şeyi ihmal ettiğim gibi bu siteyi de ettim, kabul. İş hayatımın önceliğim haline geldiğinin farkındayım. Dengemin bozulduğunun da.. Hayat benim için Deniz demekse, korkuyorum acaba hayatı kaçırıyor muyum? Deniz yeterince mutlu mu? Neden beni gördüğünde tuhaf tepkiler veriyor? 2 gün görmeyip bir anda gördüğünde gördüğüne şaşırmıyor, sanki günlerdir yanındaymışım gibi oyununa […]

[Continue reading...]

Bir gün makyaj yapmak isterse

Bana babamdan geçen bir hassasiyet. Babam anneme özenip tırnağıma oje sürsem kıyameti koparır dövmekten beter ederdi. O tonton, kızını canından çok seven adam gider birden dünyanın en nemrut en asabi Deniz Yarbayı gelirdi karşıma. Makyaj ne kelime! Ondan alışkanlık hiç doğru bulmam çocukta makyajı ojeyi topukluyu “kadın gibi” görünmeyi. Hatta tüylerim diken diken olur.

[Continue reading...]

Çalışan annenin derdi..

Uzun zamandır iş hayatımın çok yoğun olması sebebiyle siteme zaman ayıramıyorum. Sonunda bu yazıyla bunu biraz kırmak istedim. Çalışan bir anne olmama rağmen kızımla çok ilgilendiğimi düşünüyordum. Fakat dün farkettim ki sanırım kızım benimle aynı fikirde değil.

[Continue reading...]

Siz en çok ne diyorsunuz?

Dün içeriden Barış ile çonçiğin sesleri geliyordu. Barış yeni bir oyun bulmuş Çonçik’e ailedeki insanların taklitlerini yapıyor. 🙂 Hoşuma gitti dinlemeye başladım. Soruyor yanıtlıyor. Deniz de karşısında kıkır kıkır gülüyor. – Baba ne diyor sana baba?

[Continue reading...]

Bebeğim yürüyecek mi?

Yazarken bile güldürüyor beni. Kim mi kurdu bu cümleyi? BEN 🙂 Evet gerçekten çok benzerini kurdum. 10 aylıktı ve doktoruma ne zaman yürüyecek artık bu dedim. Önce neden böyle dedim onu açıklayayım. Deniz 5 aylıkken sıralamaya başladı. Daha doğrusu 5 aylıkken emeklemeyi keşfetti ve aynı gün de ayağa kalkıp ayakta durmayı. 3-5 gün sonrasında da […]

[Continue reading...]